Monthly Archives: Mayıs 2009

Ince saz

carkifeleklerin renk renk geceye dagilmasi;
sirilsiklam asik incesaz,
kadehlerin mehtaba dagilmasi
adeta dugun

Biryerde bir yanlislik olmali, belki de yeterince cekmedim. Ama su insan milletini fena halde seviyorum.

23 yasinda seker gibi bir kiz. Guldu mu cenesini yukari kaldirip boynunu uzatarak, aydinlik sacar yanaklarindan. Bir erkek arkadasi var, o da bir o kadar seker, sessiz bir cocuk. Aksam ondan once evde birbirlerini goremezler, cocugun isten ona dogru biter. Kiz ogle tatilinde sandvicini kemirirken havlulara bakiyor banyosu icin. Maasi zaten az buz birsey, bu ay havlu takimina para harcarsa baska ekstra hicbirsey yapamaz.

Adam 40larinda, guleryuzlu, bilgili. Her konuda soyleyecek sozu var, her halti okumadan birakmiyor cunku. Hemen her zaman ustu basi les gibi, ayakkabilari yirtik, camurlu. Hic evlenmemis. Ailesini yaklasik 10 yil once kaybetmis, anne babasinin olumuyle birlikte kizkardesi de onunla konusmayi kesmis. Belli ki iyi, gorgulu buyutulmus. Davranislari olculu, hareketleri dusunceli. Hayatinin ortasini az gecmis bir yasta, ailevi herhangi bir bagdan yoksun, sadece arkadaslari var onu topluma baglayan. Bir dostu saka yollu, onun icin pek degerli olmadigini soyleyince kendini tuvalete kapatip agliyor.

Erkek 27sinde, ailesine oyle bir bagli, ailesi de ona. Kendinden iki yas kucuk kiz kardesi, annesi ve babasiyla yasar. Hayatin ondan beklediklerini simdiye dek hep yerine getirmis. Calismasi gereken yerde calismis, uzak durmasi gerekenlerden uzak durmus, saygi gosterileceklere saygi, sevgi gosterileceklere sevgi beslemis. Vakti gelmis artik, ciddi dusunebilecegi bir kiz istiyor hayatinda. Tercihen kivircik sacli, temiz kalpli, iyi bi ailesi olan, zeki, sadik…

Nasil sevmem bu insanlari? Hepsinin yuzune bakinca ayri bir hikaye, bambaska istekler, zamaninda karsilarina cikmak icin onlari bekleyen uzuntuler… Hepsi o kadar ‘ben’ ki, nasil sevmem bu insanlari?

Sansure sansur!

Sansure sansur

Sansure sansur

Yaslanmak

Aralikta dogdum, ocak yazdirmislar nufusta, ‘bir yil kazanayim’ diye. Askerden, okuldan… Sonra da bes bucuk yasinda ilkokula baslatmislar, bir ise yaramamis. Zamanin aslinda varolmadigini, bizim varolusu basitlestirmek icin olusturdugumuzu biliyoruz ama, bu bizi yaslanmaktan alikoymuyor. Zamanin varolmadigina Ahmet Hamdi’yi de sahit alarak devam edelim:


ne icindeyim zamanin
ne de busbutun disinda;
yekpare genis bir anin
parcalanmaz akisinda.
/
Ahmet Hamdi Tanpinar

Zaman sadece algiya bagli bir yanilgiysa, bir hafta yasayan kelebege acimak adaletsiz degil mi? O bir haftayi, benim 60 yilim gibi yasamadigini kim soyleyebilir?

Yasimi ogrenen bir cok kisi hemfikir ki, oldugumdan 4-5 yas fazla gosteriyorum. Bir agac olsam yas halkalarimdan gercek yasima bakilabilirdi, gunes sistemi ve mevsimler, seklimi dogrudan etkiliyor olurdu. Ama insanin ne kadar yasli oldugunun, dunyanin gunesin etrafinda kac kez donduguyle ne ilgisi var? Bir internet sitesinde (RealAge) biyolojik yasimi hesaplamistim, yuzlerce sorunun ardindan insanlarin tahmin ettigine yakin bir yas soylemisti.

Oyleyse kac yasinda gorunuyorsam, kac yasta hissediyorsam, o yastayim. Kulaga adil geliyor.

Bir gunesli pazar gunu DCA’in ic bahcesinde bir kadeh serin rozeyle gunesin tadini cikarirken birlikte dusundugumuz guzel insana da tesekkurler yazmadan bitirirsek ayip olur.

Taniyamadan

Dusunuyorum, tanidigimiz insanlari nasil oluyor da ‘taniyoruz’? Biri hakkinda bildigim seyler, onunla tanistigim zaman icinde hem benim, hem de onun icinde oldugu hale gore sekilleniyor. Eger bana yardim ederek tanistiysak guclu, pesinden kostuysam degerli, agliyorduysa zayif…

Erkek olmanin ne demek oldugunu ogrendigim babam, ilkokulda sira arkadasinin sucunu kallesce ogretmene ispiyonladiysa, bu benim babamdan birsey eksiltir mi? O cocukla benim babam arasinda ne fark vardir? O cocuk benim babam degilse, 60 yasina geldiginde hala benim babam midir?

Lisede sevip asik oldugum kizla bugun ilk defa tanismis olsam, yine de elma sekeri gibi mi kokardi bana? Belki yine o kadar asik olurdum, ama ayni kiza mi tutulmus olurdum? Onun bes yasina gidip sokakta oynarken yanindan gecsem, bana dil cikarsa, ‘aptal’ diye bagirsa, tukurse… o hala asik oldugum o kiz midir? Ayrilsak, barissak, uzulse, aglasa, uzulsem, aglasam, o asik oldugum kiz ayni kiz midir?

Bugunum, on yil oncem, on yil sonram, beni gercekten kimse taniyabilir mi? Kimseyi taniyabilir miyim?