Monthly Archives: Aralık 2008

“microsoft gorkem”

Su an Selcuk’larda misafirim, Selcuk’un dizustunde de birincil sistem ubuntu oldugu icin, bu atisi ubuntu uzerinden yapiyorum. Az once neden windows uzerinde olmadigimi soran Damla’yi kekliyordum, artik sadece acik kaynak urunler kullaniyorum diye ki, soyle bir cevap geldi:

<< Damla: hahaha
inanamıyorum
microsoft görkem
ne hale gelmiş >>

Bu ne rezalet sorarim size? Bu konularda en cok tartistigimiz arkadasim Kaya, beni en cok sinir eden seyin bu oldugunu bilir ve beni gozumun icine baka baka sinir etmek istedigi zamanlarda kullanir.
Bununla ilgili bir kotu deneyimim de bi seminer sirasinda oldu. Sanirim Compotek’05, mssql-php ve mysql-asp.net capraz karsilastirmalari yapmistim, analizini anlatiyorum. En iyi sonucu mssql-asp.net ikilisi vermisti. Bunu aciklayip hem asp.net, hem mssql hem de native client veritabani erisim kutuphanesinin de microsoft tarafindan yazildigi icin bunun dogal oldugunu soyledikten sonra, insanlardan “microsoftcuymus bu” diye laflar gelmisti. Ne kadar utandigimi anlatamam. Toylukla hakkini veren bir cevap da verememistim. Hala aklima geldikce utanirim.
Bir yazilim profesyonelinin basina gelebilecek en kotu sey bu herhalde: bir marka, teknoloji, ya da metodun esiri olmak, herseyi at gozlukleriyle degerlendirmek. Bu hataya dusmedigini uman bi insanin bunnla etiketlenmesininse nasil hissettirdigini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Programlamaya VB ile basladim. Sonra PHP, sonra da C++ onemli noktalar oldu, bu aralar en cok C# yaziyorum. Arada dort bes yil, en cok PHP/MYSQL kodlari yazdim, hala da bir cok web sorunu icin birinci cozumdur diyorum. Bir yazilim projesinin hangi yontemle ve hangi gelistirme ortaminda yurutulecegi toresel icgudulerden cok; o projenin baglamina, gelistirici ekibe ve yazilim dunyasinin o anki gelecege donuk durusuna gore karar verilir. Iyi bir programciyi, bir yazilim proje liderinden ayiran da bu kararlari verme ve verdigi kararlari sebeplendirmedeki verimliligidir. Ben kendimi bu yonde gelistirmeye calisiyorum. O gun isime gelen neyse, onu kullanirim. Yeni projemiz sinavo icin asp.net/flex kullanacagiz, ama bu karari vermemizdeki temeller yerinden oynadigi an, arkamiza bile bakmadan microsoft’a sirtimizi doneriz. Makro olcude kapitalist bir sirkete ibadet misali baglilik duymak aptalca olurdu.
Yani boyleyken boyle. Gorkem microsoft’cu degildir. Gorkem -hicbirsey-ci degildir. Beni boyle cagirir ya da bellerseniz, uzersiniz.
Diger yandan, yaptiklarimin boyle algilanmasinda benden kaynaklanan sebepleri de ayrica analiz ediyorum, uzerinde dusunecegim.

Ibidibi Ibidibi Dap-du ee!

Tezimi teslim ettim, oyle bi rahatladim, bi rahatladim.

Kaya’yla Umut’u yolcu ettim, temelli olarak izmir’e donduler. Artik yalniz bir IEU’luyum Dundee’de.

Birkac evsahibiyle yazistim, yarindan itibaren birkac kucuk daire gorecegim, ogrenci dairelerinden cikmak icin. Cocuklar gittikten sonra artik hic bir anlami kalmiyor kohne biryerde kalmanin. Yalniz cikmaktansa fransiz ve hintlilerden olusan Abertay-MSc evine gecme secenegim de var, ama son ziyaretimde bulasik yiginlarindan mutfaga intikal etmek bile cok guctu, pek cekici degil.

Ozetle haberlerim guzel. Tezim bitti, Christmas tatiliyle birlikte gunler de uzamaya basladi. Hele bugun, icim bir huzur, bir mutluluk dolu.

Ha, esas, bi de bi kiz var bayiliyorum ona.

Bu aksam iste uzun kalip birkac is halledecektim ama, Ella yine mideme hareketli biseyler doldurdu:

http://uk.youtube.com/watch?v=rG71yD8UUbE

Eve gidip yemek yapacagim, uzun zamandan sonra vakit ayirip guzel de bir yesil salata yanina. Ohh, hayat ne guzel be!

Yalnizlik

“Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.”

demis Lev Tolstoy.

Dogru, ve ‘Yalnizlik omur boyu’nu aciyla onayliyor.

Yalnizligimizi gidermek, ayni noktaya yaklasip birbirimizi anlamak icin iletisimi gelistirmisiz. Iletisimin ana gemisi dil. Fakat dil esasinda gayet bulanik, iliskisel kavramlardan olusuyor. Somut seylerden konusmak kolay, ‘elma’ dedigimizde hepimizin aklinda ayni sey canlaniyor, ama ‘yalnizlik’ dedigimizde? Herkes kendi zihninde ‘yalnizlik’ kelimesinin anlamini gelistirmek icin farkli duygular, farkli kavramlarla iliskiler kullaniyor. Herkesin yasadiklari, hissettikleri bambaska. Soyut kavramlarin hepsinden, somut kavramlarin da belki cogundan konusurken aslinda yalnizca o kavrama dair bir taslaga atifta bulunuyoruz. Halbuki benim o kelimeyi kullanirken aklimdan gecenler bambaska, seninkiler bambaska…

Kelimeleri, kavramlari ve bakismak, dokunmak gibi daha temel etkilesimleri de kullanarak birbirimize gidim gidim, nokta nokta yaklasmaya calisiyoruz, ama ne kadar yaklassak da yalnizligimizi giderecek kadar yaklasamiyoruz.

Bu yuzden, hep yalniziz, cok yalniziz. Daniel Dennett’in “Nerdeyim” hikayesinde o fanusta bekleyen beyin kadar yalniziz. Uzay-zamanda sicrama bile yapsak, gecmisteki kendimizle bulussak bile, yine de yalniziz.

Bu yuzden de, yalnizligi takmaya hic gerek yok, cunku degistiremiyoruz.

Umut girdi az once odaya, “yalnizlik” basligini gorunce “sen yalniz degilsin! seviyorum seni!” diye kendini duvardan duvara vurmaya basladi. Kerata pazartesi izmire kaciyor tabi, keyfi yerinde.

Calan sarkilar: Luxus: Acayip Seyler / Zonk / Neden saclarin beyazlamis arkadas.

Acayip seyler

Luxus diye grup yapmislar, adina da oryantal bluz demisler! Enfes.

Negzel muzik yapmisiniz len! Makale okumam lazim okuyamiyorum sizin yuzunuzden, hop hop hopluyorum.

Balans ve Tolerans

Bir gecenin korunde masamiz guzel gene
Henuz gazi almisken doktum kadehi sehzadenin
Otesine beresine dokunulmaz derisine
Lakin kazadir oldu iste papaz olduk zadeyle
Dedim birazcik sarap ilac olur herseye
Dedi ki uza buradan ait oldugun yere

Tutturamadim balansi yok mu bunun toleransi
Hatasiz kul hic olmaz ki budur dunyanin mayasi

Mafyatik Romantik

sirin baba bunalmis dunyadan yanina gidelim
sirin baba bile bunalmis biz nasil dayanalim! (hoppa!)

Negzel muzik yapmisiniz laeyn!