Monthly Archives: Nisan 2007

Millet meclisi (?)

Yalçın‘ın sayesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünden haberim oldu:

“Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.”

Mustafa Kemal Atatürk

Truffle

truffle yapılışı

milliyetçilik

russell’in mükemmel bir sözü:

“milliyetçiliğin kültürel yönleriyle politik yönlerini birbirinden ayırt etmek gerek. kültür bakımından modern dünya üzücü bir tekdüzelik içinde daha çok. lüks bir oteldeyseniz hangi kıtada olduğunuzu size gösteren hiçbir şey yoktur. her yerde her şey aynıdır, bu da çok sıkıcıdır. bu da zenginler için, gezi yapmayı hiç zahmetine değmez hale sokuyor. yabancı ülkeleri tanımak için yoksul bir kişi gibi gezi yapmak gerekir. bu açıdan da milliyetçilik lehinde söylenecek çok şey vardır. çünkü sanatta olsun, edebiyatta olsun, dilde vb. olsun, çeşitliliği korur o. fakat politikada milliyetçilik düpedüz kötüdür. onu savunabilecek tek kanıt yoktur.”
dünya görüşüm, çev. semih tiryakioğlu, varlık yay. 178, 1977(jimi the kew)

14 nisan cumhuriyet mitingi

14 nisan 2007

14 nisan cumhuriyet mitingi

Dün polis kayıtlarına göre sadece 100 bin kişi ankara dışından gitti. Askeri kayıtlara göre Anıtkabir’i 370 bin kişi ziyaret etti (günde ortalama 15bin ziyaret oluyor). Bu arada mitinge katılan herkes Anıtkabir’e gitmedi. Miting alanının tamamını kaplamayan kontrol alanına ise emniyet kayıtlarına göre 500 bin kişi girmiş.

Milliyet, Hürriyet’in web sitelerine baktım, 10 binlerden bahsediyordu. Ekşi‘den okuduğuma göre ntv’nin ara sıra canlı verdiği haberlerde muhabirin 100 binlerden bahsetmesine karşın spiker üstüne basa basa 10 binlerde diretmiş.

Akşam şovtivi’den haberleri dinliyorum; mitingden küçük birkaç görüntü (onlar da dar açılarla) yayınlayıp “peki acaba bu bayrakların maliyeti ne kadar” içerikli bir haber yaptılar. Evet, bu sığlıktalar.

Bu basın, öncesinde mitingden neredeyse hiç bahsetmedi. Hatta darbe yanlısı olduğunu bile söylediler ki insanlar gitmesin, pâye vermesin.

Bugün Cumhuriyet’in manşetinde 1 milyon kişiden bahsediliyordu. Muhalif bir gazete rakamı abartmış denebilir, ama ya resmi kayıtlar? 10 bin nerdee, 370 bin nerde, Milyon nerde…

İktidarla kucak kucağa olan sermayenin emir eri olan bu basın, artık halka hitap etmiyor. Umarım yakın zamanda basının çöküşünü daha net görürüz.

basic evrimi

Bu gece tam yapacak iş arıyordum ki, pat diye karşıma bir amstrad emülatörü çıktı. demolar falan derken bir de baktım alet bana “press f1 for amstrad basic” diyor. kaçar mı?

Bu ekran görüntüsü, bir amstrad emülatöründen:

Bu ekran görüntüsü de visual studio 2005’den:

Seviyorum ben bu VB’yi. valla.

tehlikenin farkında mısınız

Cumhuriyet gazetesi, bu cümleyi manşet yaptığında hoşuma gitmekle birlikte biraz abarttıklarını düşünmüştüm. Fakat olanları gördükçe, ülkemin geleceği için daha çok endişheleniyorum.

Türkiye’de neler oluyor?

Medya susturuluyor. Doğan grubunun (kanal d, gözcü, cnn türk, milliyet, hürriyet, radikal,…) tavrı zaten bellidir. Sadece dostlar alışverişte görsün hesabına biraz lakırdı yayınlarlar; gözcü gibi iktidarı fazladan muhalif bir gazete olursa da hemen kapatıverirler. Çünkü bu grubun patronu, aynı zamanda iktidarla iç içe bir sanayi patronudur.

Samanyolu gibi dinci kanallar hızla yükselir.

– Ciddi bir yolsuzluğun araştırması için meclis’te kurulan komisyon kararını açıklayacağı gün, başkanı görevden alınır.

– İstanbul’un göbeğine suudi’ler kule dikerler. Bir çok sektörde amerika destekli suuidler faaliyet göstermeye başlar.

– Laik devleti benimsemiş devlet memurları, öğretmenler sürülür. Bir araya geldikleri okullar / kurumlar dağıtılır, yerlerine yobazlar  yerleştirilir.

– Başbakanın, maliye bakanının ve kim bilir daha ortaya çıkmamış kimlerin oğulları köşe olur.

– Yurt içinde özel sektörün gerici patronları desteklenir, ihya edilir.

Ben haftada dört beş gün Cumhuriyet gazetesi okuyorum. Bu yolla ülkede neler olup bittiğini öğrenmeyi sürdürmeye çalışıyorum.

Bu sayabildiklerim, yalnızca benim şu an hatırlayabildiklerim. Demokrasinin egemen olduğu bir ülkede, rejimin en önemli dayanağı basın ve eğitimli halktır. Eğitim konusunda zaten söylenecek birşey yok, içler acısı. Artık Türkiye’de basın da yok.

Birileri bu ülkede at oynatıyor, Türkiye’yi bir yere götürüyor ama, bunu halka duyuracak kimse yok.

Tehlikenin farkında mısınız?