nasıl oluyor da ‘oluyor’ ?

yalnizlik guzeldir

24 Ocak, 2009 · 2 Yorumlar

Bugunlerde herkes bir hobi, bir aliskanlik, hayatina renk katacak bir etkinlik arama telasinda. Turkiyede dans kurslari revactaymis, ’sade vatandas’ta oyle dediler. Burda iskocyada da ayni sekilde oldugunu soyleyebilirim. Kendi adima geri kalmis degilim, ben de yoga oturumlarina katiliyorum. Dundee’de diger etkinliklerin aksine uc dort farkli yoga etkinligi imkani var. Ikisiyle muhattabim. Bi dans etkinligine katilmak icinse belki ondan fazla kisiyle eposta ve telefon ile iletisime gectim, ama bi tane bile dans kursu bulamadim Dundee’de. Simdilik yoga’yla idare ediyorum. Isyerinden arkadasim Michael, bi havuz tesisinde yuzuyor ara ara. (Buna gelecek haftayla birlikte ben de katiliyorum) Diger arkadasim Karim go kulubunde geciriyor haftada iki gecesini.

Bu sosyal cabanin bi akim halinde gelistigini kabul edersek, bi adim oncesinde ne var? Insanlar ne istiyorlar ki dans, yoga, fotografcilik, go kulubunde ariyorlar? Tabii ki istisnalar var, ama genel kanim sudur ki, insanlar korkuyorlar. Yalnizliktan, toplumun yalniz bir bireyi olmaktan korkuyorlar. Eger hobin yoksa, birseyin parcasi degilsen, sosyal butunluk icinde tanimlanmislardan sectigin bir yerin yoksa, hatalisin; eksiksin.

‘Cesur Yeni Dunya’yi okuyanlar bilirler, “Ford’dan sonra 400″ yillarinda gecen oykude, bir genc kiz icin en utanilacak sey, geceyi yalniz gecirmektir. Belki ondan sonra da uzun sure geceyi ayni kisiyle gecirmek gelir ki o ayri bi konu.

Guncel yasam tarzimiz da iyice yardimci oluyor bu kaninin olusmasina. Isten gel, televizyonun basina otur, yemegini ye, bilgisayarin basina otur, uyu ve yine ise git. Tatsiz, yavan ve gercekten de zavalli. Gercek de su ki yalniz yasayan modern insan haftanin bir cok gununu boyle geciriyor. Buna imkan dahillerinde en ucuz cozumse sahte hobicilik muessesesi. Haydi fotograf cekmeye, haydi yogaya, haydi dansa… Cuma gecesi bara, Cumartesi gecesi de sakin evde oturmayalim… Oh be yalniz degiliz iste! KURTULDUK!

Uzgunum ama, kurtulamadik. Ben neyi ne kadar okuyabilirim, ne kadar gorebilirim tartisilir. Toplumsal yargilarim ne kadar nesneldir tartisilir. Ama kendi cevremden ve kendimden yola cikarak soyleyebilirim ki, kurtuldugumuz falan yok. Cunku hatayi en basta, ocuyu yanlis saptayarak yapiyoruz. Ocu yalnizlik degil. Ocu dupeduz mutsuzlugun ta kendisi. Yalnizliksa guzeldir. Yalniz insan daha cok dusunur, daha cok okur, daha cok gozlemler.

Asil ocuyu bir supermarkete gidip, dunyanin tum zenginligini raf raf onunde bulmus insanin suratindaki bikkinliga bakarak gorebilirsiniz. Kayisi receli, iki metre otede. Deterjan? Arkani don oracikta. 20 cesit peynir hemen sarkuteri tezgahinda dizili. Adini ve gramini soyler soylemez pakediyle elinde. Su? zaten evindeki muslukta mevcut. Her gun saat dokuzda iste oldugun surece, aybasinda harcligin zaten banka hesabinda. Modern insan icin hersey daha kolay, daha tatsiz. Mutsuzlugunu gormek ve tartmak icinse, daha cok vakti var.

Peki ne yapmali, teknolojik gelismeyi durduracak halimiz yok ya? Hayati nasil harcamali, vaktimizi nasil gecirmeliyiz? Bilemiyorum azizim. Bilsem buyuk ihtimalle burda bunu yaziyor olmazdim. Belki benim bulamadigim cevaplari baskalari bulur umidim. Bu dertlerimi kime acsam, fazla dusunme bunlari diyor. Cogundan anliyorum ki buralara ugramis, ama bakmis kendi etrafinda donuyor, burnunun dikine gidip daireden cikmayi secmis. Belki not etmege deger bisey var, o da “Work Less Party” [1] hareketi. Cok uretiyoruz, hep daha fazla uretmeyi seciyoruz, basimiza ne geldiyse de bu yuzden geldi, o yuzden artik haftada sadece dort gun calisalim, uc gun de ense yapalim diyorlar. Koca pastada kucuk bir lokmacik belki ama, bana hic de mantiksiz gelmiyor.

Konuyla alakasiz olacak ama, su arkadas da [2] muslugu kirmis.

[1] http://www.worklessparty.org/
[2] http://www.ibrokemypenis.com/

→ 2 YorumKategoriler: Güncel

the girl from ipanema

21 Ocak, 2009 · 2 Yorumlar

The girl from ipanema.

Stan Getz’in yorumlayip Astrud Gilberto’nun seslendirdigi bi surumu var. Bikac ay sabah bu sarkiyla uyandim. Simdi ne zaman safagi gorsem, kafamda bu calmaya basliyor. Bossa nova yedin beni, icimi kemirdin yerimde oturtturmadin! Sozleri de enfes:

<when she walks she’s like a samba
that swing so cool and sways so gentle,
that when she passes,
each one she passes goes “ahh!”>

Umut (yilantalamus) bi kizin pesinden brezilya’ya tasinmakta oldugunu ilan etti. En bi ipanemali kizina kavusur insallah tez zamanda.

Brezilya’ya ugramisken, Sergio Mendes’ten de bahsetmek neden olmasin. Mas que nada. Brazil-66 grubu olarak bilinen, iki citir kizin kivirta kivirta soyleyip genc Sergio’nun piyanoda caldigi versiyonu mutlaka dinlenmeli. Yerinde bir saga bir sola egilip, saygi gostermeli.

Not: Onceki gonderi ‘feraye’, bir youtube baglantisi. Surada: http://uk.youtube.com/watch?v=OWF5GQ6izVM

→ 2 YorumKategoriler: Güncel

feraye

17 Ocak, 2009 · Yorum Yapın

→ yorum bırakKategoriler: Güncel

Hiz

12 Ocak, 2009 · 5 Yorumlar

Insan sadece dusunerek, ama yalnizca dusunerek sorun cozebilir mi?

→ 5 YorumKategoriler: Güncel

Yok

11 Ocak, 2009 · Yorum Yapın

Gece saat dort divari. Alt katta bir parti var, tekno caliyor tam ses, benimse iyice uykum geldi artik. Okumaktan gozlerim de yoruldu.

Yok
Kitabimi sana adamak istedim
Gozlerine baktim
Gozlerin yok
Opmek istedim
Yuzune baktim
Yuzun yok
Tutmak istedim elini
Elin yok
Isit sozlerimi yurege isleyen kulaklarin yok
Anlat bana bisey anlat
Dilin yok
Haydi yanyana yanin yok
Kitabimi sana adamak istedim
Adin yok
Guvercin getirdi siirimi geriye
Bu dunyada anlattigin kadin yok.

Aziz Nesin

→ yorum bırakKategoriler: Güncel

Baglanmak yahut baglanmamak

8 Ocak, 2009 · Yorum Yapın

Ne iyi ki dunyada cesit cesit guzellik dolu. Insanlar, yemekler, guzel yerler. Esyalar.

Bi guzellige kendini alistirmada kotu olan ne olabilir?
1. Aliskanliktan zamanla guzelligini goremez olursunuz.
2. Kaybedince kotu olursunuz.

1.yi halledebilir belki insan kendi icinde, ama kendinizi alistirdiginiz biseyi kaybettiginizde (2) kacinilmaz caniniz acir.

Insan kendini hicbir guzellige alistirmadan hayatini surdurebilir mi?

→ yorum bırakKategoriler: Güncel

Iste oyun haftasi

6 Ocak, 2009 · Yorum Yapın

Yeni yilin ilk haftasi tum sirket bir suru kucuk oyun yazmak seklinde bi gelenek varmis, tabii ben ilk kez bu yil muhattap oluyorum.

Tum sirket; programcilar, grafikerler, testciler hepsi bi havuzda toplanip gruplara ayrildik. Her grup ortalama alti kisi. Bu hafta pzt-cuma arasi, her grup bir oyun cikariyor.

Su ray uzerinde giden elektrikli oyuncak arabalar olur ya, sadece gaz kumandasi olur. Iste soyle bisey:

Bunun oyununu yapiyoruz. 4+ oyuncu ag uzerinden baglanip her biri bir arabayi kullaniyor. Eger yan seritler bossa yan seride ziplayabiliyor, ya da yeterince gucu varsa yan seritteki diger arabayi iktirebiliyor. Yollarda ayrica cesitli engeller var oyunculari hat degistirmeye zorlamak icin. Yag birakma, kurbaga firlatma gibi kazanilan ek gucler de oyun sirasinda rakiplerin isini guclestirmek icin kullanilabiliyor. Bittiginde bir vidyosunu da yukleyecegim, adanmis bir grafikerimiz oldugundan sonuclarin bir hayli guzel olmasini bekliyorum.

Bunun disinda, iki haftadir evde internetim yok. Christmas yilbasi derken hala tamir edilmedi. En azindan bir haftalik kirayi odemeyerek bunun acisini cikarmayi dusunuyorum. Becerebilirsem bir haftalik kira 22″ guzel bir monitor olarak geri donecek bana. Evet gercekten guzel fikirmis.

→ yorum bırakKategoriler: Güncel

Persepolis

2 Ocak, 2009 · Yorum Yapın

Iran’da gerici devrimin nasil gerceklestigini anlatan bir film. Fransizca, ama turkce altyazisi var.

Tam anlamiyla enfes. Seneler sonra ilk defa gozlerimden yas getirdi. Oyle aglatan bir film degil ustelik, dili cok eglenceli. Kesinlikle tavsiye edilir.

→ yorum bırakKategoriler: Güncel

“microsoft gorkem”

26 Aralık, 2008 · 2 Yorumlar

Su an Selcuk’larda misafirim, Selcuk’un dizustunde de birincil sistem ubuntu oldugu icin, bu atisi ubuntu uzerinden yapiyorum. Az once neden windows uzerinde olmadigimi soran Damla’yi kekliyordum, artik sadece acik kaynak urunler kullaniyorum diye ki, soyle bir cevap geldi:

<< Damla: hahaha
inanamıyorum
microsoft görkem
ne hale gelmiş >>

Bu ne rezalet sorarim size? Bu konularda en cok tartistigimiz arkadasim Kaya, beni en cok sinir eden seyin bu oldugunu bilir ve beni gozumun icine baka baka sinir etmek istedigi zamanlarda kullanir.
Bununla ilgili bir kotu deneyimim de bi seminer sirasinda oldu. Sanirim Compotek’05, mssql-php ve mysql-asp.net capraz karsilastirmalari yapmistim, analizini anlatiyorum. En iyi sonucu mssql-asp.net ikilisi vermisti. Bunu aciklayip hem asp.net, hem mssql hem de native client veritabani erisim kutuphanesinin de microsoft tarafindan yazildigi icin bunun dogal oldugunu soyledikten sonra, insanlardan “microsoftcuymus bu” diye laflar gelmisti. Ne kadar utandigimi anlatamam. Toylukla hakkini veren bir cevap da verememistim. Hala aklima geldikce utanirim.
Bir yazilim profesyonelinin basina gelebilecek en kotu sey bu herhalde: bir marka, teknoloji, ya da metodun esiri olmak, herseyi at gozlukleriyle degerlendirmek. Bu hataya dusmedigini uman bi insanin bunnla etiketlenmesininse nasil hissettirdigini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Programlamaya VB ile basladim. Sonra PHP, sonra da C++ onemli noktalar oldu, bu aralar en cok C# yaziyorum. Arada dort bes yil, en cok PHP/MYSQL kodlari yazdim, hala da bir cok web sorunu icin birinci cozumdur diyorum. Bir yazilim projesinin hangi yontemle ve hangi gelistirme ortaminda yurutulecegi toresel icgudulerden cok; o projenin baglamina, gelistirici ekibe ve yazilim dunyasinin o anki gelecege donuk durusuna gore karar verilir. Iyi bir programciyi, bir yazilim proje liderinden ayiran da bu kararlari verme ve verdigi kararlari sebeplendirmedeki verimliligidir. Ben kendimi bu yonde gelistirmeye calisiyorum. O gun isime gelen neyse, onu kullanirim. Yeni projemiz sinavo icin asp.net/flex kullanacagiz, ama bu karari vermemizdeki temeller yerinden oynadigi an, arkamiza bile bakmadan microsoft’a sirtimizi doneriz. Makro olcude kapitalist bir sirkete ibadet misali baglilik duymak aptalca olurdu.
Yani boyleyken boyle. Gorkem microsoft’cu degildir. Gorkem -hicbirsey-ci degildir. Beni boyle cagirir ya da bellerseniz, uzersiniz.
Diger yandan, yaptiklarimin boyle algilanmasinda benden kaynaklanan sebepleri de ayrica analiz ediyorum, uzerinde dusunecegim.

→ 2 YorumKategoriler: Güncel

Ibidibi Ibidibi Dap-du ee!

22 Aralık, 2008 · 5 Yorumlar

Tezimi teslim ettim, oyle bi rahatladim, bi rahatladim.

Kaya’yla Umut’u yolcu ettim, temelli olarak izmir’e donduler. Artik yalniz bir IEU’luyum Dundee’de.

Birkac evsahibiyle yazistim, yarindan itibaren birkac kucuk daire gorecegim, ogrenci dairelerinden cikmak icin. Cocuklar gittikten sonra artik hic bir anlami kalmiyor kohne biryerde kalmanin. Yalniz cikmaktansa fransiz ve hintlilerden olusan Abertay-MSc evine gecme secenegim de var, ama son ziyaretimde bulasik yiginlarindan mutfaga intikal etmek bile cok guctu, pek cekici degil.

Ozetle haberlerim guzel. Tezim bitti, Christmas tatiliyle birlikte gunler de uzamaya basladi. Hele bugun, icim bir huzur, bir mutluluk dolu.

Ha, esas, bi de bi kiz var bayiliyorum ona.

Bu aksam iste uzun kalip birkac is halledecektim ama, Ella yine mideme hareketli biseyler doldurdu:

http://uk.youtube.com/watch?v=rG71yD8UUbE

Eve gidip yemek yapacagim, uzun zamandan sonra vakit ayirip guzel de bir yesil salata yanina. Ohh, hayat ne guzel be!

→ 5 YorumKategoriler: Güncel